The Jerusalem PostAt least 24 injured in Bnei Brak nursing home fire, two in serious, unstable conditionESPN DeportesEN VIVO: Cubs y Padres bajan el telón del segundo día de Series de ComodínESPNYankees sweep Red Sox with ALWC Game 2 routPunchFG builds new control centre to strengthen power gridColliderKeanu Reeves’ Disastrous Sci-Fi Remake Officially Returns as a Streaming HitThe Straits TimesNuclear fusion can create economic opportunity for Singapore: Tan See LengVanguardNIGERIA @ 66: Judiciary – Last or lost hope of common man?RapplerLIVE UPDATES: Impeachment trial of Vice President Sara DuterteNew Straits TimesKDE Waste, Caltex tie up on fleet fuel managementConsequenceBillionaire Penises Infest South America (Episode Recap)The Hollywood ReporterConan O’Brien Is a “53 Percent Optimist” About the Future of ComedyGMA NewsHouse prosecutors won't summon Trillanes as witness in Sara Duterte trial
The Daily Newsstand · Free, Always
Thursday, October 1, 2026

Cehaletle eğitim yapılmaz!

Translate

Bir metnin özgün anlamını bozmadan onu yeniden daha etkili bir şekilde ifade etmeyle oluşturulan sözlere parafraz denir.

Tarihteki ünlü isimlere ilişkin pek çok ifade aslında birer parafrazdır. Ve titiz bir şekilde üretilmiş parafrazlar metinler arası düşünmeyi öğretmesi bakımından oldukça kullanışlı ve verimlidir.

Bu şekilde tarihteki en ünlü parafrazlardan biri muhtemelen filozofun ölümünden yüzyıllar sonra üretilen “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir” şeklindeki sözdür. Esasen Platon’un hiçbir diyalogunda Sokrates bu söz dizimiyle oluşan bir cümle kurmaz ancak ünlü Savunma eserinin 21d pasajındaki ifadeler ve filozofun felsefe anlayışı dikkate alındığında bu söz ironinin ve sorgulamanın değerini göstermesi bakımından Sokrates’e çok “yakışır”. Bu yüzden buna doğru ya da başarılı bir parafraz örneği diyebiliriz.

Ancak çoğu parafraz bu başarıyı göstermez. Aksine atfedildiği kişinin düşüncesini ciddi şekilde çarpıtan sonuçlar da verir bazen. Kuşkusuz buna en iyi örnek de Machiavelli’nin düşüncesini anlatmak için yapılan “Amaca giden her yol mübahtır” sözüdür. Bu parafrazın kaynağı olarak gösterilen Prens adlı eserin 18. bölümünde söylenen söz tam olarak şudur: “Tüm insanların ve bilhassa hükümdarların eylemlerinde başvurulabilecek bir merciin bulunmadığı durumlarda sonuca bakılır.” Esas ifadelerdeki bağlamın nasıl koparıldığını gösteren buna da yanlış ya da başarısız bir parafraz örneği dememiz gerekiyor. Öyle ki, bu başarısız parafrazdan dolayı yazarın ismini yüzyıllardır çok haksız bir şekilde anıyoruz.

Tarihte bu şekilde yüzlerce başarılı ve başarısız parafraz örneği vardır. Şöyle denebilir: parafrazlar bir bakıma bir “yakıştırma”dır, şayet Sokrates örneğinde olduğu gibi “yakıştırabilirseniz” başarılı, Machiavelli örneğinde olduğu gibi “yakıştıramazsanız” başarısız bir parafraz yapmış olursunuz.

Ancak başarılı ya da başarısız hiç fark etmez, parafrazların da bir sınırı vardır. Çünkü anlamı yeniden ifade etmek ile başka bir anlam var etmek arasındaki çizgi aşıldığında, artık parafrazdan değil, düpedüz uydurmadan söz etmek gerekir. İşte günümüzde sıkça karşılaştığımız uydurmalar da tam da bu sınır ihlalinin ürünüdür.

UYDURMA ENFLASYONU

Bugün internet ve sosyal medya kültürü içinde artık başarısız parafrazlardan da ötesini yaşıyoruz! Günümüzde aslında düpedüz bir uydurma olan çoğu söz, çok rahatlıkla birilerine atfediliyor ve çoğunluk tarafından bu söz, o kişiye aitmiş gibi olur olmaz yerlerde olur olmaz eminliklerle kullanılıyor.

Bu konuda deyim yerindeyse tam bir uydurma enflasyonu yaşıyoruz.

Ülkemizden örnek verelim. Eskiden Deniz Baykal ve Tansu Çiller’in şimdilerdeyse mevcut cumhurbaşkanının sıkça kullandığı “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözüne bakalım.

Elbette Şeyh Edebali’nin böyle bir sözü yok, dahası yaşadığı dönemde hiç de bugünkü anlam içerimleriyle kullanılmayan “devlet” kavramına ilişkin bu sözün başkası tarafından söylenme ihtimali bile yok.

Yok! Ama bazı siyasetçiler için bunun bir önemi de yok! Daha kötüsü ise öğrencilere doğruyu öğretmek için yapılan eğitime bakan MEB için de bunun bir önemi yok —öyle ki birkaç yıl öncesine kadar bu söz bir gerçekmiş gibi birçok ders kitabında yer alıyordu; yapılan dönütler sonrasında bunların birçoğu kaldırıldı ancak adabımuaşeret gibi bazı derslerin kitaplarında halen olduğu gibi duruyor! 

Bazıları bu sözün Tarık Buğra’nın 1983 tarihli Osmancık romanındaki Ede Balı’nın ağzından kurgusal olarak söylendiğini belirtiyor —olabilir, bu romanı okumadığım için bu kısmını ben bilemiyorum.

Peki ilgili herkesin açık bir şekilde uydurma olduğunu bildiği böyle bir söz; nasıl oluyor da önünde uzman, doktor, doçent, profesör unvanları bulunan insanlar tarafından kaleme alınan ders kitaplarında yer alabiliyor? Hadi aldı; denetim için kurulan komisyonlardan bu uydurmalar nasıl geçebiliyor?

Artık bu soruların yanıtlarını çok iyi biliyoruz: umurlarında değil!

Esasen bazı uydurmalar her zaman bu kadar açık şekilde sırıtmaz. Tarihsel gerçekliğe aykırı olmalarına rağmen atfedildikleri kişinin karakterine, düşüncesine ya da dönemin ruhuna öylesine iyi oturur ki, sanki gerçekten ona aitmiş gibi görünürler. Ki bu bakımdan çok daha tehlikelidirler, çünkü doğru gibi görünmelerinden dolayı çok ikna edicidirler.

Sözgelimi, Napoléon Bonaparte için bu şekilde yapılmış gayet güçlü uydurmalar vardır. Gerçekte ne “Para, para, para” ne de “Herkes kendisinde eksik olan için savaşır” sözleri ona aittir. Aslında bu sözlerin ilki tarihte Gian Giacomo Trivulzio gibi birçok ünlü komutana atfedilen bir klişedir; ikincisi ise Louis Garneray adlı bir ressamın 1851’de yayımlanan “Voyages, aventures et combats” (Seyahatler, Maceralar ve Savaşlar) adlı anı kitabının 18. bölümünün başlarında Fransız bir korsanla bir İngiliz subayı arasında geçen bir pasajın parafrazıdır —ki bu eserde geçen anının bile bir uydurma olma ihtimali yüksektir. Ancak bu iki söz de Napoléon’a gayet iyi “uyar”. 

EĞİTİM CEHALETE KARŞI YAPILIR, CEHALETLE YAPILMAZ!

Evet, parafrazlar ve uydurmaların gündelik sohbetlerde, siyasi söylemlerde ve popüler kültürde geniş bir kullanım alanı bulduğu kesin. Ancak bunların gündelik hayatta işlev görmesi, eğitimde de kullanılabilecekleri anlamına gelmez! Çünkü eğitim, “iyi uyan” ya da “kötü uyan” ayrımı yapmaksızın, hakikati olduğu gibi aktarmak zorundadır. İşte tam bu noktada, parafraz ve uydurma tartışması doğrudan eğitimin kalbine de dokunur.

Eğitim, parafraz ve uydurmaların farkında olarak hakikati aktarma sorumluluğudur; cahillerin yaptığı gibi bu farkı silikleştirerek uydurmayı hakikat gibi sunma oyunu değil. Eğitim bir oyun değildir, birilerinin elindeki bir oyuncak hiç değil!

Eğitim cehalete karşı yapılan bir etkinliktir. Cehaletle birlikte yapılan bir etkinlik değil! Cahillerin yaptığı bir etkinlik hiç değil!

Cahillerin elinde parafraz da uydurma da aynı işleve sahiptir: kandırmak için hakikati gizlemek ya da çarpıtmak.

Öğrencilere düşünerek ve araştırarak doğruyu ve hakikati aramayı öğretmek yerine hurafeleri ve dogmaları allayıp pullayıp onları kandırmayı amaç edinen şeye eğitim denmez! Ama ülkemizde son yıllarda buna ısrarla eğitim denmek isteniyor, eğitim diye bu yapılıyor!

Önümüze “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” diye konan ve her güncellemesinde derme çatmalıkta bir seviye daha yukarı çıkan uygulamanın amacının eğitim görünümlü bir cehalet üretme planı olduğunu bugün çok net anlıyoruz! Toplumsal hafızayı ve bilimsel zihniyeti çöküşe sürüklemek için yapılan kasıtlı bir cehalet üretme planı bu.

Daha bu plan ortaya atılır atılmaz, her gerçek eğitimci, böyle bir planın ne denli acı sonuçlar doğurabileceğini dile getirmişti. Ama hiçbiri yetkililerce dinlenmedi! Peki sonuçta bu planlamayla nereye vardık şimdi? Öğretmenlerin öğretmek, öğrencilerin öğrenmek için gittiği okulların birer mezarlığa dönüşmesi dışında nereye vardık?!

Eğitim, parafrazlar, uydurmalar ya da yakıştırmalarla değil, çıplak ve sarsılmaz hakikatlerle yapılır. Doğrularla gerçeği parlatan eğitimcilerin yanında, uydurmalarla hayatı karartan cahillerin uzağında olun.

İlkokuldaki öğrencilerine parafrazı anlatan ve asla güvenilir bir kaynaktan bizzat teyit etmedikçe hiçbir söze güvenmemeleri gerektiğini öğreten ilkokul öğretmenim İsmail Aldan’a saygıyla.

Not: Okulların üçüncü haftası bitiyor. MEB, halen okulların büyük çoğunluğuna ders kitaplarının tümünü ulaştırmadı. Okulların açıldığı günden bugüne E-Okul ve EBA gibi MEB bünyesindeki pek çok platform yapılan güncellemeler nedeniyle kullanılamıyor. Bakanlığın ise bu gecikme ve sorunlarla ilgili yine öncesinde hiçbir hazırlık yapmadan yeni yeni sorunlar üretecek yeni bir genelge yayımlaması an meselesi gibi.

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.