Endüstriyel demokrasi - Engin Ünsal

Yurttaşların seçmen olarak ülkenin yönetimine katılmasına siyasal demokrasi, işçilerin sendikaları aracılığı ile işyerlerinde ve ülke çapında ekonomik ve sosyal politikaların belirlenmesine katılmalarına endüstriyel demokrasi diyoruz. Yurttaşın ülke yönetimine katılması onun özgüvenini yüceltir. İşçilerin işyerlerinde çalışma koşullarının ve ülke çapında ekonomik ve sosyal politikaların belirlenmesine katılması çalışma barışını sağlar. Endüstriyel demokrasi siyasal demokrasinin tamamlayıcı unsurudur ve ülkemizde endüstriyel demokrasiyi sağlayacak üç yasa vardır. Bunları kısaca ele alalım.
6356 SAYILI SENDİKALAR YASASI
İlk olarak 6356 sayılı sendikalar yasasına bakalım. Bir işkolunda çalışan işçilerin yüzde birini ve işyerinde çalışan işçilerin yarıdan bir fazlasını örgütleyen işçi sendikası Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan toplusözleşme yapma yetkisi alarak işvereni çalışma koşullarını belirlemek üzere toplu görüşme yapmaya davet eder. Müzakereler sonunda anlaşma sağlanırsa toplusözleşme belgesi imzalanır ve bu belge ile işçiler o işyerinin yönetiminde söz sahibi olur. Toplusözleşme düzeni işçiler için büyük güvencedir fakat üzülerek belirtelim, ülkemizde çalışan yaklaşık 18 milyon işçinin ancak yüzde 10’u bu güvenceden yararlanabilmektedir.
İşçi sendikalarının bu güven ağını genişletmek adına olumlu çalışmalar yapmadığı, iletişim araçlarının bu kadar geliştiği bir ortamda bundan yararlanarak sendikayı ve işçiye vereceği güvenceyi işçilere anlatamaması üzücü ve düşündürücüdür.
4857 SAYILI İŞ YASASI
İkinci olarak 4857 sayılı iş yasasına göz atalım. İş yasası tüm işyerlerinde uygulanan ve işçini işyerinde temel haklarını koruyan önemli bir yasadır. Bu yasanın 114. maddesi endüstriyel demokrasinin işyerlerinde uygulanması için üçlü danışma kurulu başlığı altında bir kurul oluşturmuştur. Bu kurul çalışma barışının ve endüstri ilişkilerinin geliştirilmesi, çalışma yaşamı ile ilgili yasaların ve uygulamalarının izlenmesi amacı ile kurulmuştur. Üçlü temsile dayanır. Bu çok önemli madden çalışma yaşamında yararlanılamamış ve bu üçlü danışma kurulu asla kurulamamıştır. Bu yokluk işçi sınıfı için büyük kayıptır ve bunu yaşama geçiremeyen konfederasyonlar için de büyük ayıptır.
4641 SAYILI YASA
Üçüncü yasa ise 4641 sayılı yasadır. Bu yasa ekonomik ve sosyal konsey yasasıdır ve ülke ekonomisine önemli katkı sağlaması umudu ile çıkarılmıştır. Amacı ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında toplumsal uzlaşma ve işbirliği sağlamaktır. Cumhurbaşkanlığı’na bağlanmıştır ve en az üç ayda bir toplanmalıdır. Üçlü temsile dayanır ve işçileri en yüksek üyeye sahip konfederasyon temsil eder. Ülkenin ekonomik yönetiminde işçileri söz sahibi yapacak ekonomik ve sosyal konseye özellikle günümüzde çok büyük gereksinim vardır ama bu kurul, yasası olmasına rağmen artık yok hükmündedir çünkü son toplantısını 2009 yılının şubat ayında yapmıştır.
KİM SORUMLUDUR?
Bütün bu bilgiler ışığında işçinin, memurun, emeklinin, dar gelirli yurttaşın olumsuz ekonomik koşullar altında ezildiği ve yaşam umudunu yitirme noktasına geldiği günümüzde sosyoekonomik politikaları etkileme hakkı veren yasaları yaşama geçirememekten kim sorumludur? Neden 114. madde ile 4641 sayılı yasanın işletilmesi, yaşama geçirilmesi istenemiyor? Ekonomik ve sosyal konseyin toplanmaması işçilerin ve işverenlerin ülke ekonomisinde söz sahibi olmaması anlamına gelir. Oysa ekonominin nabzını tutan onlardır.
Ekonomik politikaların oluşturulmasında en önemli iki aktörün yok sayılması büyük eksikliktir ve mutfaktaki yangının sebebi budur. Bu soruların yanıtı siyasidir ve en başta bu olumsuz durumdan AKP sorumludur. Bu konuda sorumlu olan yalnızca AKP değildir. Bu konuda susan ve özellikle ekonomik ve sosyal konseyin toplanması için çağrıda bulunmayan işçi ve işveren konfederasyonlarının da sorumluluğu vardır. İşçi sınıfının ve ülkenin bu dar boğazdan kurtulması için ekonomik ve sosyal konsey mutlaka toplanmalı ve konfederasyonlar bunun için cumhurbaşkanına çağrıda bulunmalıdır.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.