ESPN DeportesEN VIVO: interferencia de aficionado crea polémica, Volpe remolca una y acerca a YankeesESPNHow the Dream took a 2-0 lead over the LibertyLa NaciónLa agenda de la TV del jueves: el Masters 1000 de Shanghai y la acción del básquetbolThe Jerusalem PostProtesters overrun Israeli peace vigil marking October 7 attended by Mamdani한겨레사형 실패로 깨어난 미 여성 “분노와 혼란”…윤리·법적 논란 확산ZDF heuteEntdecken Sie das ZDF-NachrichtenstudioSouth China Morning PostWill Huanggang Port opening boost spending at Shenzhen’s border retail shops?SCMP ChinaThe ‘G2’ illusion? After Xi-Trump summit, China wants equality while the US seeks deals20 Minuten«Kostete 500 Euro»: GC-Coach machte Deutsches Supertalent grossDeadlineSkydance Film Bosses Dana Goldberg & Josh Greenstein & The Warner Bros To-Do List: Pics That Are Ready, In The Works Or On Fire경향신문법원 “JMS·정명석, 성폭력 피해자들에 손해배상 해야”···홍콩 국적 신도 등에 배상 판결E! OnlineBritney Spears Shares Pic With Sons Jayden & Sean Preston at Dollywood
The Daily Newsstand · Free, Always
Thursday, October 8, 2026

Az kalsın ‘Şimdi anladım’ diye bağıracaktım!

Translate

Korkunun da bulunduğu odayı dolduran isli, küflü bir kokusu var.

Geçen pazartesi sabahı televizyon yayınından çıktıktan sonra koşarak Bakırköy Adliyesi’ne, emekli Amiral Türker Ertürk’ün duruşmasına gittim. Biliyorsunuz, yıllar önce katıldığı bir televizyon programında söylediği sözler nedeniyle, Ertürk 49 gündür tutuklu yargılanıyordu. Neyse ki o gün tahliye oldu. Ama sudan bir sebeple 1 yıl 14 ay 20 gün hapis cezası aldı.

Gelgelelim...

Küçük bir salona sıkışmış şekilde duruşmayı izlerken gözüm hâkime takıldı. Çok bunalmış görünüyordu. Sanki elini kolunu nereye koyacağını bilemiyordu. Avukatlar kanun maddelerini sıraladıkça daha da geriliyor, panikliyordu. Yönetme biçimi “Bir an önce bitsin” der gibiydi.

İşin ilginci...

Hâkimi de gözüm bir yerden ısırıyordu. O kadar ki... Yakınımdaki avukata eğilip tutanağın başındaki isimlere bakmak istediğimi söyledim. Gördüğümde az kalsın “Şimdi anladım” diye bağıracaktım.

FETÖ DAVASIYLA GÜNDEM OLDU

Aslında iktidar medyasını tararsanız hâkimin adı en ağır ifadelerle yazıyor. Ben yine de adını kısaltayım: B.C.

“Kim bu B.C.” diyebilirsiniz. Baştan söyleyeyim. Ben şahsen tanımıyorum. Hakkında olumlu ya da olumsuz bir kanaatim yok. Ama Türkiye onu bir dönem çok konuşmuştu.

Şöyle anlatayım...

FETÖ’ye yönelik açılan davalardan biri de “FETÖ medya yapılanması” davasıydı. Sanıkların çoğunluğu örgütün yayın organlarında çalışan gazetecilerden oluşuyordu. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada firariler hariç 29 sanığın tamamı tutuklu yargılanıyordu. 31 Mart 2017 tarihinde, mahkemenin 5. duruşmasında beklenmedik bir şey oldu. Mahkeme 21 sanık hakkında tahliye kararı verdi. Ve kararla birlikte ortalık ayağa kalktı.

Evet, doğru tahmin ettiniz. O kararı veren hâkim heyetindeki isim, gözümün ısırdığı B.C’den başkası değildi.

Eleştirel medya kararı temkinli cümlelerle ele alırken iktidar medyası yargıdaki FETÖ gücünü hatırlatıyor, B.C’nin de aralarında olduğu hâkimler hakkında FETÖ’cü imasında bulunuyordu. Sosyal medyada ise ithamlar daha ağırdı. Olay büyüyünce tahliye kararlarına savcılık itiraz etti, haklarında tahliye kararı verilen sanıklar cezaevinden çıkmadan tekrar tutuklandı.

‘HALKTA İNFİAL YARATAN’ KARAR 

Nitekim...

Yaşanan gelişmeler üzerine HSK olağanüstü şekilde toplandı. HSK 2. Dairesi oybirliğiyle B.C’nin de aralarında olduğu üç hâkimi açığa aldı. Haklarında soruşturma başlattı. Gerekçede B.C. ve arkadaşları yerden yere vuruluyordu:

“(...) Verilen tahliye kararının makul, mantıklı ve geçerli nedenlere dayanmadığı, tutarsız ve hukukilikten uzak olduğu, (...) 15 Temmuz kanlı darbe girişimi esnasında verilen şehit ve yaralı sayısı, kalkışmanın meydana getirdiği toplumsal travmanın izlerinin halen devam etmesi gibi realiteler göz önünde bulundurulduğunda, (...) tahliye kararının toplumda infial uyandırdığı ve kamuoyu vicdanını yaraladığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.”

HSK’ye göre B.C’nin verdiği tahliye kararı hukuksuzdu. Dahası... HSK’ye göre B.C. verdiği kararla halkı tahrik etmişti.

Dönemin HSK Başkanvekili Mehmet Yılmaz, olay üzerine basın açıklaması yaptı. Hâkimler hakkında şüpheli durum olduğunu söyleyen Yılmaz, B.C’ye şöyle yüklendi:

“‘Rüşvetle karar veren, hatır gönülle, örgütsel menfaatler için örgüt talimatıyla karar veren hakimler göreve devam etsin’ diyorsanız, bana izin verin gideyim, oturmam burada. Bana, ‘Hâkimleri doğradın, hâkim teminatını perişan ettin’ deyin gideyim.”

Muhalefet yaşananlara tepki gösterdi. DEM’li Mithat Sancar “HSK’nin bu kararından sonra herhangi bir hâkimin vicdanına göre ve tarafsız karar verileceğine güvenmek mümkün müdür” dedi. CHP’li Mahmut Tanal “Bundan sonra tahliye kararı veren yargıçların açığa alınacağı anlamına gelir” dedi.

O gün konuştuk geçti ama...

10 yıl önce devlet krizi yaratan B.C. hakkında soruşturma bitmiş. FETÖ mensubu olduğuna dair delil bulunamamıştı. Bunun üzerine göreve iade edilmişti. HSK 1. Dairesi B.C’yi önce Çorlu’ya yollamıştı. Ardından da 2022’de Bakırköy’e tayin etmişti. Bakırköy’de Türker Ertürk ile karşılaşmaları bu şekilde olmuştu.

BİR GARİP KARŞILAŞMA 

Karşılaşma her açıdan ilginçti.

Türker Ertürk, 2010 yılında Deniz Harp Okulu komutanı iken iktidarın o dönem desteklediği FETÖ kumpaslarına tepki olarak istifa etmişti. İstifa ederken yaptığı konuşmada okul öğrencilerinin isimsiz ihbar mektuplarıyla hedef alındığını, 32 öğrencinin bu mektuplar nedeniyle okuldan atılmak istendiğini, buna izin vermediği için kendisinin de hedef alındığını anlattı: “Evet, ben bu öğrencilerime kol kanat gerdim çünkü inanıyorum ki bu öğrencilerim suçsuzdu. Silahlı kuvvetlere karşı yapılan stratejik taarruzun birer küçük derhal yok edilmesi gereken ara hedefleriydiler.”

İstifasının ardından Fethullahçılarla mücadeleye sivil olarak devam etmişti. Hatta bir keresinde, henüz 17-25 Aralık olmamışken kendisiyle FETÖ karşıtı Atatürkçü vatandaşların davetiyle ABD’ye gitmiştik. Pensilvanya yakınlarında “Dünyanın En Tehlikeli İslamcısı Fethullah Gülen” başlıklı toplantıda birlikte konuşmuştuk.

İşte o Türker Ertürk’ü hakkında FETÖ şüphesi olduğu için açığa alınan B.C. yargılıyordu.

Daha da tuhafı...

Türker Ertürk, biri 3 yıl biri 9 yıl önceki konuşmaları birleştirilerek “Bakın artık iktidar değişecek ama acılı ama acısız iktidar değişecek” dediği için “halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit” suçlamasıyla yargılandı ve ceza aldı. 9 yıldır halk korkuya ve paniğe elbette kapılmamıştı. Ama Ertürk’ü, verdiği kararla halkta infial yarattığı gerekçesiyle 9 yıl önce açığa alınan hâkim yargılıyordu.

Evet, Ertürk, hükümeti eleştiren sözleri nedeniyle yargılanıyordu. Hâkim ise “Bundan sonra hükümetin hoşuna gitmeyecek karar veremez” diye kamuoyunda gündeme gelen isimdi.

Dedim ya, hâkim öyle mi böyle mi bilmiyorum. Ama açık söyleyeyim... Bu atmosferde bağımsız, tarafsız, her türlü baskıdan uzak bir yargılama olması mümkün değildi. Dikkatimi çeken hâkim tedirginliğinin nedeni de buydu.

Duruşmadan sonra her görüşten insana sordum. Hemen herkes “Ben de hâkimin yerinde olsam kendimi baskı altında hissederdim” dedi. 9 yıl önceki darbenin ardından FETÖ medya davasında toplu tahliye veren hâkimin, 9 yıl sonra “hükümetin değişeceği”ne yönelik sözlere 2 yılın üzerinde hapis cezası vermesi başka türlü açıklanamazdı.

İnsanın geleceğine özgürce adım atabilmesi için önce geçmişinin korkularını yenmesi gerekir.

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.