InquirerWATCH: Sara Duterte Impeachment trial | Sept. 29, 2026CNN Türk7 Ekim'in perde arkasında yeni iddia! Netanyahu'dan gizli BAE ziyareti mi?PunchLAUTECH resident doctors’ strike hits 32 daysESPN DeportesLuis Fernando Tena tras goleada ante El Salvador: "Fue una sorpresa total el marcador"Daily MaverickTHE INTERVIEW: Why a British documentary filmmaker turned his lens to SA’s protest legacyESPNSirianni rues reaction to flagged hit on Hurts in Eagles' MNF loss한겨레이 대통령 “3대 메가프로젝트 지연 요인 미리 찾아 해결해야”Bollywood HungamaShakira’s Madrid concert to stream globally on Amazon Music on October 3; celebration to spotlight women In Latin musicSözcüYENİ Parti'nin ismi için kritik gün! Gözler AYM'deGhaflaEric Omondi Faults Senator Karen Nyamu Over Attendance at KICC Health EventSBS 뉴스강민국, 조희대 국감 증인 채택에 "삼권분립 붕괴 쿠데타"Rai NewsSuper El Niño, esperti britannici lanciano l'allerta al governo: "Evento significativo"
The Daily Newsstand · Free, Always
Tuesday, September 29, 2026

Washington’da asıl anlaşma: ABD ve Çin birbirlerini yenemeyeceklerini mi kabul ediyor?

Translate

Ama bu zirveyi anlamak için fotoğraflardan biraz uzaklaşmak gerekiyor. Benim bu zirveden çıkardığım temel sonuç şu; Amerika ve Çin birbirlerini yenemeyeceklerini değilse bile, birbirlerini kısa vadede sistem dışına itemeyeceklerini kabul etmeye başlıyorlar:

m Kontrolsüz rekabetin maliyetinin, yönetilen rekabetten çok daha yüksek olduğunu görüyorlar.

m Bu nedenle Washington’da büyük bir barış anlaşması yapılmadı. Yeni bir Amerikan-Çin ittifakı kurulmadı. Fakat iki büyük güç arasında başka bir mimarinin ilk taşları yerleştiriliyor gibi: Yönetilen rekabet.

BU TANIMA DİKKAT

İki ülkenin üzerinde durduğu diplomatik formül önemli: Yapıcı bir stratejik istikrar ilişkisi.

- Ticaret, yatırım kurulları, tarım çalışma grubu, kritik mineraller müzakeresi, yapay zekâ —iki tarafın yeni terminolojisiyle “süper zekâ”— diyaloğu ve kullanılacak iletişim kanalı, askeri temasların artırılması arayışı, liderlerin birbirlerinin ev sahipliği yapacağı büyük uluslararası zirvelere katılma niyetleri...

Haberin Devamı

- Tüm bu başlıklar “Washington ve Pekin rekabeti kurumsallaştırmaya çalışıyor” tespitini öne çıkarıyor.

- Burada önemli bir nokta var; kurum oluşturmak dostluk göstergesi değildir. Bazen tam tersidir. Soğuk Savaş’ta Washington ile Moskova arasındaki doğrudan iletişim hatları iki ülke birbirine güvendiği için kurulmadı. Birbirlerine güvenmedikleri için kuruldu. Bugün ABD ile Çin arasında yapay zekâ kaynaklı olaylar için iletişim mekanizması kurulmasının mantığı da buna benziyor.

- Bu da bizi zirvenin birinci paradoksuna götürüyor. İşbirliği artıyor çünkü rekabet azalıyor değil, aksine rekabet tehlikeli hale geliyor.

ASIL PAZARLIK: ZAMAN

Trump’ın Washington’da ne istediğini anlamak zor değil. Amerikan çiftçisine pazar, enerji sektörüne sipariş, tedarik zincirlerinde rahatlama, kritik minerallere erişim, İran ve diğer krizler devam ederken Pasifik’te ikinci bir sıcak cephe açılmaması. Yani Amerikan seçmenine gösterebileceği ekonomik sonuçlar. Peki Şi ne istiyor? Bence zaman... Çin ekonomisini yeniden dengelemek, teknolojik kapasitesini geliştirmek, yarı iletkenlerde dışa bağımlılığı azaltmak, nadir topraklardaki avantajına tam stratejik güce dönüştürmek, yapay zeka ekosistemini büyütmek, ekonomik sorunları yönetebilmek için zaman. İki liderin çıkarları tam burada kesişiyor. Trump istikrar, Xi zaman istiyor.

Haberin Devamı

MASANIN ALTINDAKİ DOSYA: TAYVAN

Şimdi zirvenin en kritik bölümüne gelelim. Çin’in resmi açıklamasında Tayvan var, hem de güçlü biçimde. Şi’nin mesajı açık: Tayvan bağımsızlığına karşı çıkın. Konuyu dikkatli yönetin.

- Çin açısından Tayvan, ikili ilişkilerin sıradan başlıklarından biri değil, egemenlik meselesi.

- Peki Amerikan sonuç belgesine baktığınızda ne görüyorsunuz? Tayvan yok.

- Washington zirvesinin en önemli diplomatik sessizliklerinden biri bu. Pekin, kendi kamuoyuna “Tayvan’ı masaya koydum” demek zorunda. Washington ise herhangi bir taviz görüntüsünün yaratacağı zincirleme etkiyi biliyor.

- Bu durum “Trump, Tayvan dosyasını Çin’le yapacağı daha büyük bir pazarlığın parçası olarak görüyor mu? Ve eğer görüyorsa sınırı nerede?” sorusunu sorduruyor.

Haberin Devamı

- Trump başkanlığının en belirgin özelliklerinden biri dış politikayı kişisel lider diplomasisi ve pazarlık üzerinden yürütmesi. Bunun avantajı var. Tıkanmış sistemleri hareket ettirebiliyor. Liderden lidere çözüm üretebiliyor. Fakat ciddi bir kırılganlığı da beraberinde getiriyor, çünkü onunla masaya oturanların aklında şu soru oluyor: Uzun vadeli Amerikan stratejisi mi geçerli, yoksa Başkan’ın bir sonraki pazarlığı mı?

- Bu nedenle eğer Tayvan’a yapılacak silah satışı başka bir başlık karşılığında pazarlığa açılırsa bölgede herkes kendi dosyasını düşünmeye başlar. Bununla birlikte Trump’ın hareket alanını sınırlayan Amerikan kurumlarını da unutmamak gerekiyor. ABD-Çin ilişkisini yalnızca Trump-Şi kişisel ilişkisine indirgemek hata olur.

TİCARET SAVAŞI BİTTİ Mİ?

Hayır ama biçim değiştiriyor olabilir. Çalışma kurulları oluşturulacak olsa da esas mücadelenin çiplerde, yapay zekada, kuantumda, bataryalarda, nadir toprak elementlerinde olduğu biliniyor. Burada iki tarafın amacı karşı tarafı güçlendirmek değil:

Haberin Devamı

- ABD, Çin’in kritik teknolojilerde kendisine yetişmesini yavaşlatmak istiyor.

- Çin ise Amerikan teknolojik baskısına karşı kendi ekosistemini mümkün olduğunca bağımsızlaştırmaya çalışıyor.

YENİ BİR G2 Mİ?

Bu soruyu sormak gerekiyor.

ABD ve Çin giderek daha fazla ikili mekanizma kurarsa dünya iki büyük gücün kendi aralarında pazarlık yaptığı bir sisteme mi gidecek? Bunun Avrupa açısından çok ciddi sonuçları olabilir. Washington ve Pekin kendi kritik mineral akışlarını güvence altına alırsa Avrupa nerede kalacak? İki ülke yapay zekâ güvenliğinin normlarını kendi arasında konuşursa Brüksel’in düzenleyici gücü ne olacak? ABD ile Çin karşılıklı pazar erişimlerini sektör sektör müzakere etmeye başlarsa Dünya Ticaret Örgütü’nün rolü ne olacak? Orta büyüklükteki güçlerin alanı daralacak mı?

SENARYOLAR

Washington’da başlayan süreç nereye gider? Bunu tek bir tahminle anlatmak bana doğru gelmiyor. Çünkü sistem çok fazla değişkene bağlı.

Haberin Devamı

- KONTROLLÜ REKABET: Bana göre temel senaryo bu. İki taraf ekonomik mekanizmaları işletir. Trump ile Şi iletişimi sürdürür. Kritik minerallerde dönem dönem sorun yaşanır ama tamamen kesilmez. Yapay zekâ konusunda güvenlik diyaloğu devam eder. Askeri iletişim mekanizmaları güçlendirilir. Çip kısıtlamaları tamamen kalkmaz. Çin kendi teknoloji kapasitesini artırır. ABD Hint-Pasifik’teki askeri yapılanmasını korur. Tayvan meselesi çözülmez. Kısacası ilişkiler düzelmez; istikrara kavuşur.

- BÜYÜK YUMUŞAMA: İkinci ihtimal daha ileri bir yumuşama. Ticaret anlaşmaları genişler. Washington bazı teknoloji kısıtlamalarını yeniden değerlendirir. Pekin kritik minerallerde daha öngörülebilir davranır. Bu gerçekleşirse Washington zirvesi ileride ABD-Çin ilişkilerinde gerçek bir dönüm noktası olarak değerlendirilebilir. Ama bu senaryonun önündeki en büyük engel teknolojik üstünlük mücadelesi.

- TAYVAN ŞOKU: En tehlikeli senaryo. Tayvan Boğazı’nda askeri gerilim yükselir. Çin geniş çaplı tatbikat yapar. ABD yeni silah paketi açıklar. Bir uçak veya gemi olayı yaşanır. İki güç arasında gerilim yükselir. Bu nedenle Washington zirvesinin gerçek stres testi Tayvan olacaktır.

- TEKNOLOJİK SOĞUK SAVAŞ: Bir başka ihtimal ise ticarette yumuşama olurken, teknoloji savaşının sertleşmesi. Bu senaryo bana özellikle önemli geliyor. Kim en gelişmiş çipi üretecek? Kim yapay zekâ modellerini eğitecek? Kim kritik mineralleri kontrol edecek? Kim küresel AI standartlarını belirleyecek? Tarihin en büyük teknolojik güç mücadelesi yaşanır.

- BÜYÜK GÜÇLER KONSERİ: Daha düşük olasılıklı ama üzerinde düşünmeye değer son senaryo. ABD ve Çin yalnızca ikili ilişkilerini değil, bazı küresel krizleri de birlikte yönetmeye başlar.

HANGİ GÖSTERGELER İZLENMELİ?

Bence önümüzdeki aylarda zirvenin gerçekten başarılı olup olmadığını anlamak için kırmızı halıya değil beş göstergeye bakmalıyız.

- Tayvan silah paketleri; Washington ne yapacak?

- Nadir toprak sevkıyatları; Pekin gerçekten akışı normalleştirecek mi?

- İleri teknoloji kısıtlamaları; Trump yönetimi çip ve AI kontrollerinde esneyecek mi, sertleşecek mi?

- Askeri iletişim; Pasifik’te kriz çıktığında iki taraf gerçekten telefonu açacak mı?

- Lider diplomasisi; Trump-Şi kişisel ilişkisi kurumsal ilişkiye dönüşebilecek mi? Çünkü liderler değişir. Kalıcı olan mekanizmalardır.

Bence zirvenin önemini ne abartmak ne küçümsemek gerekiyor. İki büyük güç birbirlerini ortadan kaldıramayacaklarını görüyor. Amerika Çin’i dünya ekonomisinden çıkaramıyor. Çin Amerika’nın küresel finansal ve teknolojik gücünü kısa vadede ikame edemiyor.

PEKİ WASHINGTON’DA GERÇEKTEN NE OLDU?

ABD Çin’in üretim kapasitesini görmezden gelemiyor. Çin Amerikan pazarını tamamen kaybetmek istemiyor. İki taraf da doğrudan askeri çatışmanın bedelini biliyor. O zaman geriye tek seçenek kalıyor; rekabeti sona erdirmek değil, yönetmek. Belki de 21’inci yüzyılın iki büyük gücü birbirleriyle aynı dünyada yaşamayı öğreniyorlar. Başarabilirler mi? Bilmiyoruz çünkü bütün bu yeni mimarinin altında hâlâ üç fay hattı uzanıyor; Tayvan,teknoloji, güç.

View the original on Hürriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.