ESPN DeportesRanking de los mejores jugadores: ¿Quién es el número 1?ESPNWNBA playoff bracket coming into focus: Mystics lock in 5-seed, Fever are No. 6The Jerusalem PostForeign Secretary Miliband warns FM Araghchi UK will not tolerate hostile activity on British soilPunchGambia’s central bank faces criticism over foreign worker order한겨레‘패노메논 상표권 JYP 선점’ 논란…대중문화교류위 “전담 법인에 이관 예정”InquirerSWS: 30% of Filipinos believe they can do something to fight corruptionDaily MaverickOpenAI to preview GPT-6 Cyber within days, Fortune reportsUOLPremier diz que catástrofe no Nepal foi 'alerta' sobre mudanças climáticasBillboardDakota Johnson Says She and Taylor Swift ‘Work Really Well Together’ on ‘Patient Zero’ VideoNew Straits TimesPaolini steers Italy past China in BJKDaily MailRICHARD LITTLEJOHN: AI kill off humanity? Dealing with chatbots has made me lose the will to liveTagesschauÄgäis: Spannungen zwischen Griechenland und der Türkei nehmen zu
The Daily Newsstand · Free, Always
Friday, September 25, 2026

"Türkiye ile ilişkilerimize stratejik derinlik kattık"

Translate

Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ilişkiler son dönemde ticaret, savunma, teknoloji ve enerji gibi farklı alanlarda yeni iş birliği başlıklarıyla ilerliyor.

İki ülke arasında nisan ayında imzalanan Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi’ni, temmuz ayında Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Anlaşması izlerken, mevcut Serbest Ticaret Anlaşması’nın kapsamının genişletilmesine yönelik müzakereler de devam ediyor.

Bu yıl nisan ayında göreve başlayan Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu ve Doğu Avrupa-Orta Asya Ticaret Komiseri David Reed MBE de Türkiye'de verdiği ilk video röportajında iki ülke arasındaki ilişkilerin geldiği noktayı 'stratejik derinlik' vurgusuyla değerlendiriyor.

REKLAM

"İLİŞKİLERİMİZE STRATEJİK DERİNLİK KATTIK"

Türkiye ve Birleşik Krallık’ın uzun süredir NATO müttefiki olduğunu ve iki ülkenin yakın şekilde çalıştığını belirten Reed, son 5-10 yılda küresel ortamın daha zorlu hale geldiğini ve krizlerin arttığını doğrularken bu tür ortamlarda güvene dayalı ortaklıkların öneminin daha da arttığını belirtti. Reed, Türkiye-Birleşik Krallık ilişkilerine yönelik şu değerlendirmeyi yaptı:

"Birleşik Krallık-Türkiye ilişkisinde bence gerçekten ilgi çekici olan şey, birlikte yaptığımız çalışmalara nasıl stratejik bir derinlik kattığımız. Hem nisan ayında imzalanan Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi hem de Başbakanımız ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın temmuz ayında imzaladığı Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Anlaşması son derece önemli."

REKLAM

Reed, iki ülkenin güvenlik ve savunmanın yanı sıra ticaret ve yatırım, bilim ve teknoloji ile enerji alanlarında iş birliği yaptığını belirterek bu alanların birbirini karşılıklı olarak güçlendirdiğini söyledi.

"Ekonomi alanında birlikte yaptıklarımız güvenlik hedeflerimize katkıda bulunuyor, güvenlik alanında yaptıklarımız da ekonomiye katkı sağlıyor" diyen Reed, bu iş birliğinin iki ülke halkları açısından somut faydalar yarattığını ifade etti.

"İKİ ÜLKE ARASINDAKİ TİCARET HACMİ YILLIK BAZDA YÜZDE 4 VE ÜZERİ ARTIŞ GÖSTERDİ"

İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin en önemli gündem maddelerinden biri ise Brexit sonrasında yürürlüğe giren Türkiye-Birleşik Krallık Serbest Ticaret Anlaşması’nın genişletilmesi.

REKLAM

Mevcut anlaşma ağırlıklı olarak mal ticaretini kapsarken, devam eden müzakerelerle hizmetler, yatırım ve dijital ticaret gibi alanların da yeni anlaşmaya dahil edilmesi hedefleniyor.

Reed, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacminin eldeki son verilere göre 28,4 milyar sterlin civarında olduğunu ve yıllık bazda yüzde 4 veya üzerinde artış gösterdiğini belirtti. Ancak mevcut ekonomik yapının artık yalnızca mal ticareti üzerinden değerlendirilemeyeceğine dikkat çekti.

"Hem Türkiye hem de Birleşik Krallık için ekonomilere en büyük katkıyı hizmet sektörünün sağladığını düşünüyorum" diyen Reed, modernize edilmiş anlaşmanın Türk ve Birleşik Krallık şirketleri için yeni fırsatlar yaratmasını, ticareti kolaylaştırmasını, bazı engelleri kaldırmasını ve öngörülebilirliği artırmasını beklediklerini söyledi.

REKLAM

Müzakerelerde gelinen noktaya ilişkin de konuşan Reed, beş turun tamamlandığını ve 11 faslın kapatıldığını belirterek altıncı turun yakın zamanda Londra’da gerçekleştirileceğini söyledi.

Kamu alımları, fikri mülkiyet, yatırım ve dijital ticaret gibi konular üzerinde çalışıldığını belirten Reed, anlaşmanın tamamlanmasının ardından esas sürecin şirketlerin ortaya çıkan fırsatlardan yararlanmasıyla başlayacağını kaydetti.

"EUROFIGHTER ANLAŞMASI EN BAŞINDAN İTİBAREN KAPSAMLI OLARAK TASARLANDI"

Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ilişkilerde son dönemin öne çıkan başlıklarından biri de savunma sanayii.

REKLAM

Eurofighter Typhoon anlaşmasının yalnızca savaş uçağı tedariki üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Reed, anlaşmanın son yılların en büyük savunma anlaşmalarından biri ve “dönüm noktası niteliğinde” olduğunu söyledi.

Reed ayrıca "Ancak en başından itibaren kapsamlı olması amaçlanmıştı. Yani yalnızca uçakların tedarik edilmesi değil; bakım, eğitim, tedarik zincirleri ve teknoloji de bunun bir parçasıydı" dedi.

Bunun Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki güvene dayalı ilişkinin bir göstergesi olduğunu belirten Reed, zaman içinde bu ortaklığı daha da büyütmek istediklerini söyledi.

Türk şirketlerinin İngiliz şirketleriyle yenilikçi teknolojiler konusunda ortaklıklar kurduğunu belirten Reed’e göre bundan sonraki önemli alanlardan biri de bu iş birliklerini üçüncü ülke pazarlarına taşımak.

REKLAM

Türk Eximbank ile UK Export and Finance (UKEF) arasındaki anlaşmaya dikkat çeken Reed, "Türk ve İngiliz şirketlerini bir araya getirebilir, onları finansman yoluyla destekleyebilir ve üçüncü ülkelere ihracat yapmalarına yardımcı olabiliriz" dedi.

"İKİ ÜLKE ŞİRKETLERİNİN KABİLİYETLERİ ARASINDA 'MÜKEMMEL BİR TAMAMLAYICILIK' VAR"

Peki Türk ve İngiliz şirketleri açısından üçüncü ülkelerde en büyük fırsat nerede?

Reed'in cevabında özellikle Orta Asya, Afrika ve Balkanlar öne çıkıyor.

Türk ve İngiliz şirketlerinin kabiliyetleri arasında “mükemmel bir tamamlayıcılık” bulunduğunu söyleyen Reed, Birleşik Krallık’ın mühendislik, dijital tasarım ve proje yönetiminde; Türkiye’nin ise inşaat ve proje liderliği konusunda güçlü olduğunu belirtti.

REKLAM

Türkiye’nin daha zorlu olarak değerlendirilen bazı pazarlarda güçlü bağlantılara sahip olduğuna da dikkat çeken Reed, bu yeteneklerin UK Export and Finance desteğiyle bir araya getirilmesinin uluslararası ihalelerde güçlü bir teklif oluşturabileceğini söyledi.

Bu modelin farklı ülkelerde örneklerinin bulunduğunu belirten Reed; Ukrayna’da köprü inşası, Sırbistan’da yeni otoyol sistemi ve Irak’ta su altyapısı projelerini örnek gösterdi.

“Özellikle Orta Asya, Afrika ve Balkanlar’da çok büyük bir potansiyel görüyorum” diyen Reed, Ticaret Komiseri olarak Orta Asya’nın da kendi sorumluluk alanında bulunduğunu ve Özbekistan ile Kazakistan gibi ülkelerde yoğun temaslarda bulunduğunu söyledi.

REKLAM

Reed, Türk ve İngiliz şirketlerinin birlikte hareket ederek bu pazarlardaki sözleşmeleri kazanma ihtimallerini artırabileceğini ifade etti.

SMR'DA TÜRKİYE-BİRLEŞİK KRALLIK İŞ BİRLİĞİ MESAJI

İki ülkenin ekonomik ve stratejik iş birliğinde büyüyebilecek alanlardan biri de enerji.

Türkiye’nin 2053 yılına kadar en az 5 GW küçük modüler reaktör kapasitesine ulaşma hedefi bulunurken, Birleşik Krallık da Rolls-Royce SMR teknolojisini hayata geçirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor.

Reed, Türkiye’nin enerji arzını çeşitlendirme, yenilenebilir enerji kapasitesini artırma, enerji güvenliğini güçlendirme ve sanayi tabanını geliştirme hedefleri ile Birleşik Krallık’ın SMR konusundaki kabiliyetleri arasında tamamlayıcılık bulunduğunu söyledi.

REKLAM

Rolls-Royce tarafından geliştirilen SMR teknolojisinin konsept aşamasından uygulamaya doğru ilerlediğini belirten Reed, Birleşik Krallık’ta Rolls-Royce ile Great British Energy Nuclear arasında ilk küçük modüler reaktörlerin hayata geçirilmesine yönelik anlaşmaya dikkat çekti.

"TÜRKİYE ÜÇÜNCÜ ÜLKE PAZARLARINA AÇILMAK İÇİN BİR BAŞLANGIÇ NOKTASI OLABİLİR"

Reed’in SMR konusunda Türkiye’ye ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerinden biri ise iş birliğinin yalnızca Türkiye pazarıyla sınırlı kalmayabileceğine yönelik oldu.

“Birleşik Krallık ile Türkiye'nin birlikte çalışması açısından gerçek bir potansiyelin bulunduğu alanlardan biri” diyen Reed, bu iş birliğinin hem Türkiye’de hem de üçüncü ülke pazarlarında geliştirilebileceğini söyledi.

REKLAM

Reed, Türkiye’nin bazı üçüncü ülke pazarlarına açılmak açısından bir başlangıç noktası olarak değerlendirilebileceğini ifade etti.

İki ülkenin enerji alanındaki ortaklığının halihazırda güneş enerjisinde örnekleri bulunduğunu belirten Reed, İngiliz ve Türk şirketlerinin Türkiye’deki en büyük iki güneş enerjisi tesisinde birlikte çalıştığını söyledi.

Reed, enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve enerji güvenliğinin artırılması ihtiyacına işaret ederek enerji alanındaki mevcut ortaklığın daha ileri taşınabileceğini ifade etti.

"İKİNCİ BİR SANAYİ DEVRİMİ GİBİ HİSSEDİLECEK"

Röportajın bir diğer gündem maddesi ise Türkiye’nin kasım ayında Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 ve yeşil dönüşümün ekonomik etkileri oldu.

REKLAM

COP31’in kritik bir dönemde gerçekleştirileceğini belirten Reed, zirvenin yalnızca iklim hedeflerinin uygulanmasını değil, çözümün parçası olacak yeni teknolojilerin gösterilmesini de sağlayabileceğini söyledi.

Güneş enerjisi, denizüstü rüzgar enerjisi ve küçük modüler reaktörler gibi teknolojileri devreye alabilen, aynı zamanda elektrik şebekelerini ve enerji sistemlerini modernize edebilen ülkelerin önemli bir rekabet avantajına sahip olacağını belirten Reed, yeşil dönüşümün ekonomik boyutuna ilişkin dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu:

“Büyük bir ekonomik fırsat olduğunu düşünüyorum. Bu, büyük bir ikinci sanayi devrimi gibi hissedilecek.”

REKLAM

Reed, yeşil dönüşümü finanse edebilen, yeni teknolojilerin yaygınlaşmasını destekleyen, yeni istihdam yaratan ve bu teknolojileri üçüncü ülke pazarlarına ihraç edebilen ülkeler için önemli fırsatlar bulunduğunu belirterek, “Biz de burada, Türkiye’de bunun bir parçası olmak istiyoruz” dedi.

"TÜRKÇE, TÜRKİYE'Yİ YENİDEN KEŞFETMEMİ SAĞLIYOR"

Röportajın son bölümünde İrem Kuşoğlu Görgü'nün sorularını Türkçe yanıtlayan Reed, Türkçeyle tanışmasının 27 yıl öncesine uzandığını anlattı.

Kuzey Kıbrıs'ta görev yapmaya hazırlanırken Türkçe öğrenmeye başladığını belirten Reed, bu süreçte İstanbul ve İzmir'de Türk ailelerin yanında kaldığını söyledi.

Bir ülkeyi ve toplumu anlamada dil bilmenin önemli olduğuna katıldığını belirten Reed, Türkçe konuşmanın Türkiye'nin kültürel mirasını anlamasını ve insanlarla daha kolay ilişki kurmasını sağladığını ifade etti.

Reed, "Bir kültürü, bir ülkeyi, bir toplumu anlamak için dil konuşmak çok faydalı olabilir. Çünkü dili konuşarak kültürel mirası anlamak ve arkadaşlıklar kurmak çok daha kolay" dedi.

Türkçe pratiğini geliştirmek istediğini belirten Reed, Türkiye'de geçireceği süre boyunca dili daha fazla kullanarak ülkeyi yeniden keşfetmeyi istediğini söyledi.

İSTANBUL TAKIMLARINI DESTEKLİYOR MU?

Türkiye'de görev yapan yabancı diplomatların zaman zaman İstanbul kulüplerine yönelik tercihlerini açıklamaları hatırlatılan Reed'e, kendisinin hangi Türk takımını desteklediği de soruldu.

Futbolu çok sevdiğini ve Türkiye'de bulunduğu sürede mümkün olduğunca fazla maç izlemek istediğini belirten Reed, Fenerbahçe ve Galatasaray stadyumlarını ziyaret ettiğini, daha önce de bir Beşiktaş maçını izlediğini anlattı.

Türkiye'deki futbol atmosferinden etkilendiğini söyleyen Reed, "Ortamın ne kadar dinamik ve ne kadar gürültülü olduğundan çok etkilendim" dedi.

Ancak takım tercihi konusunda Portsmouth'a bağlılığını sürdüreceğini belirten Reed, "Bence hayatta tek bir takımınız olması gerekir ve benim kalbimde tek bir takım var. Çok başarılı bir takım değil ama ailemin takımı; büyükbabamın, babamın ve benim takımım. Bu nedenle benim takımım Portsmouth olarak kalıyor" ifadelerini kullandı.

Reed, İstanbul'da bulunduğu süre boyunca mümkün olduğunca çok maç izlemekten memnuniyet duyacağını da söyledi.

"TÜRKİYE'NİN YUMUŞAK GÜCÜ GİDEREK ARTIYOR"

Türkiye'nin son yıllarda televizyon dizileri, sinema ve müzik üzerinden artan yumuşak gücü yani kültürel görünürlüğü oldukça konuşulan bir konu.

Türkiye'nin Birleşik Krallık'taki kültürel etkisini değerlendiren Reed, Türk dizilerinin uluslararası dijital platformlarda giderek daha görünür hale geldiğine dikkat çekti.

"Benim görüşüm, Türkiye'nin yumuşak gücü zaman geçtikçe daha da artıyor" diyen Reed, dijital platformlarda çok sayıda Türk dizisinin bulunduğunu ve bu yapımların yüksek kaliteli ve popüler olduğunu söyledi.

Reed, şu sıralar izlediği Türk yapımları arasında "Zeytin Ağacı" dizisinin bulunduğunu belirterek, dizinin hikayesini ve dizinin geçtiği Ayvalık'ı beğendiğini ifade etti.

"TÜRKİYE'YE GELMEDEN ÖNCE NURİ BİLGE CEYLAN FİLMLERİNİ İZLERDİM"

Türk sinemasını da takip ettiğini belirten Reed, Türkiye'ye gelmeden önce Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerini izlediğini söyledi.

Özellikle "Kış Uykusu" filminden etkilendiğini ifade eden Reed, filmin manzaraları ve diyaloglarının dikkat çekici olduğunu belirterek filmi arkadaşlarına tavsiye edeceğini söyledi.

Reed, Türk yapımlarının Türkiye'ye yönelik ilgiyi de artırdığına dikkat çekerek, Kapadokya'yı ziyaret etmek istediğini de ifade etti.

Türkiye'nin kültürel üretiminin ülkenin yumuşak gücü açısından giderek daha önemli bir faktör haline geldiğini belirten Reed, bu etkinin zaman içinde daha da arttığını söyledi.

View the original on Habertürk →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.